iletişim
     Gezlevi'de Kullanılan Farklı Kelimeler
     Gezlevi Tarihi ve Coğrafyası
     Mevlüt Yanar Şiirleri
     Oğuzname ve Gezlevi'de Bu gün Kullanılan Atasözleri
     Sağlık-Beslenme Sayfası
     M Yanar Hikayeleri
     Aşık Ömer
     Büyük Şairlerden
     Molla Mustafa,Sadrettin Kütükçü,Helim Mehmet,S.Kılınçer
     Nüfus
     iki İdam İki Şehit
     Gezlevi İçin Gerekli
     Bağcılık
     Laiklikle İlgili Düşünceler
     SEÇİM-MAHALLİ İDARELER
     Mantarlar
     KİRAZ HAK: HERŞEY
     Aladağ-Yerköprü
     Toktamış ATEŞ
     sosyal devlet
     Nürnberg'i Hatırladım
     coğrafya soruları
     Gezlevi'de Eski Ramazanlar
     fakılar-holuslar
     Denizden Yaylalara
     KOP ve Karayolu Yatırımlarında Durum
     M.Kemal Kronolojisi
     Kürt Meselesine Newsweek Yaklaşımı
     Zorunlu Askerlik
     Kahramanlar-Kitap
     M. Kemal, Milli Mücadele’ye niye daha geç katılıyor?
     Anasayfa Aktarmaları
     Almanca Cevaplar
     inşaat davaları
     Mahkeme Dilekçe Örnekleri
     Mehmet Acar-Yatırımlar
     Kınalıade Ali
     HZ İSA nın Vefatı
     Kamulaştırma Kanunu
     KURU KİRAZ
     yörük
     Yörük 2
     yörük 3
     yörük 4
     Yörük İskanı
     gezlevi tarihine ilave
     Hadim Meteorolojik Verileri
     19 Mayıs ABD Askeri
     Ermeni katliamı
     Milletvekili Maaş Kıyaslaması
     bel kayması
     Saanen Keçileri
     Irbık Ülüğü hikaye
     Anasayfa Aktarması mart 2012
     anasayfa Aktarma mart 2012
     astım
     M. Kemalin 24 Nisan Meclis açış konuşması
     Aydınlı Aşireti Özelliklerinden
     SULAMA PROJESİ
     Thresi-Yasemin
     sarıçavuş
     Kalorifer
     Eğri Göl-Hasan SayındanYeni sayfanın başlığı
     DEVRENT--- Taih Olacak Tarihi DuvarYeni sayfanın başlığı
     Molla Mustafa
     Vefat Şiirleri
     Orhan Deresi
     19 0cak anasayfa aktarması 2015
     ilgili siteler
     Her Yönüyle Korualan---Bilal Erdek
     Anasayfa aktarmaları haziran 2016
     Dilekçe örneği
     vazgeçme
     temmuz 2016 anasayfası
     FRANSIZCA..ÇALIŞMALARIM
     Rusça Çalışmaları...Ya izuçayu russki yazık
     Bozkır Barajı...Gökdere
     İnsani Gelişme Endeksine ...ülkeler
     Gezlevi'li Ali Efe.... Yüzbaşılardan
     5.6.2017 Anasayfa akatarması
     Anket Yapalım
     Link listesi
     Sayaç

Kaynak gösterilmeden siteden alıntı yapılamaz.


KULYANAR - Irbık Ülüğü hikaye


Gezlevi Hikayelerinden

Irbık Ülüğü

 

Belen bunarının yakınlarındaydı ebe kadının evi. Çok bilgili becerikli pratik zekalı birisi olduğundan herkesin derdine koşardı.

Bir akşam yorgunluktan  kapılarını besmelesiz bırakmış,uyuyakalmıştı.

Geç vakitlerde kapısı güm güm vuruldu.

Kim o diye kapıya gidince tanımadığı  kadınlı erkekli  bir grup görünce şaşırdı ve korktu.

-Ne istiyorsunuz bu gece vakti,kimsiniz kimlerdensiniz?

-Beğimizin karısı doğuracak şurda ilerde konakladık.Sorduk soruşturduk,bu işlerden sen anlıyormuşsun ,haydi düş önümüze gidelim.

Üzerine yün habasını giyer,çarıklarını çekiştirir,kalabalığa karışır.Yolda kendi aralarında konuşan grubu dinleyince, şu sözler dikkatini çeker.

“Oğlan olursa  mal garıya,gız olursa  vay garıya.. “ Bir değil iki değil sanki dillerinin pelesengi, şarkısı bu sözler.Zaten kuşkuludur bu vakitte kendisini  sürükleyen,bilmediği kişilerden , hele hele yakın köylerin  obaların  da  halkına benzemeyen bu insanlardan.

“Dur hele der” aklından.Telaşeye verme  beynini sakin olmaya çalış,bu geceyi anlatırsın sen”

Gelincik ini denilen yere varırlar.Meşaleler yanmakta,beyin güzel karısı terler içinde acıyla kıvranmaktadır.

-“Ebe kadın geldi,ebe kadın geldi.”  Gürültüsü arasında  açılırlar ve ebe yanaşır  hastaya. “Hemen sıcak su temiz çarşaflar getirin,kalabalığı da uzaklaştırın  buradan. İki kadın kalsın yeter.”

Bir müddet sonra çocuk doğar.Güzel bir kız çocuğu…

“ Eyvah ki eyvah “ derler kadınlar, “Ebe kadına yazık olacak.”

Ebe mevzuyu çoktan anlamıştır. Kız doğarsa hayatı riske girecektir ve girdi de…

İki tarafına bakınır.

“Irbığı getirin ırbığı” der.

Irbığın ülüğünü balmumuyla  yapıştırıp,kızı oğlan  bebesi kılığına sokar. Kadınlar çok sevinirler.”Beğimizi çağırın beğimizi,bir oğlu oldu,muştulayalım”

Beğ koşarak gelir,bir sevinç vaveylası kopar,in ve inin önü çınlamaktadır gece yarısı.

Beğ gürler.

“-Ebe kadını mükafatlandırın,bol para verin ona evine de götürüverin.

Aç eteğini ebe, der genç bir gelin.” Bu verdiklerime iyi sahip ol. Şansın varmış,bebek oğlan oldu.Sen mala garkoldun”

Gızılbükte eteğindekilerin  soğan kabuğu olduğunu gören ebe kadın,bırakıverir eteğinin ibiğini,döker soğan kabuklarını. Ama yine de şükretmektedir,bu geceyi böyle atlatmaktan. Eve varınca  kapısını besmele ve dualarla iyice  küsükler. Ellerini açıp, “Yarabbi sana sığınırım. Esirge beni” der.

Bir iki saat  sonra in tarafından  büyük bir gürültünün evine yaklaşmakta olduğunu duyar,korkar titrer yatağının içine iyice büzüşür. Kalabalık “  Mum eriyekaldı düştü ırbığın ülüğü, Sırıdagaldı bebeğimizin bülüğü… Vay garı sana vay garı sana…” diyerek yaklaşmaktadır.

Kapıya dayanırlar .

“Eyvah” derler. “Okunmuş  küsüklenmiş bu kapı,sabaha da az kaldı açamayız biz bunu”

Ha zorlarlar de zorlarlar,horozlar ötmeye başlayınca  üzgün ağlamaklı uzaklaşıp giderler.

Sabah olunca kadın  korkuyla kalkar abdestini alır,namaza durmaya hazırlanır.Kuşağının arasında bir parıltı gözüne ilişir;bakar ki soğan kabuğu şeklinde sapsarı altın…

Gurudereye doğru  bir  cin göçünün  o gece  gittiğini söylerler birkaç gün sonra.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

GAM YÜKLERİ İLE YÜKÜMÜZ TUTTUK

Aşık ÖMERden

Gam yükleri ile yükümüz tuttuk
Hicran katarının kervanıyız biz
Feleğin ağusun aşında bulduk
Mihnet tekkesinin mihmanıyız biz

Hakikat yolunu tutmuş gideriz
Kemlik edenlere iy'lik ederiz
Hazret-i Hüda'nın emrin tutarız
Rah-ı hakikatın rehvanıyız biz

Ey Ömer aşk ile irfan yoluyuz
Serv-i tubaların servi dalıyız
Bizi sevenlerin biz de kuluyuz
Sevmiyenin şah ü hakanıyız biz

Bağrıma Ekin Tohum

Bağrıma ekin tohum
Yeşersin sakin ruhum


Milyonlarca yıl ben de
Yemyeşildim mutluydum
Canlılar gezdi tende
Sevgiliydim kutluydum


Bana ekseniz tohum
Gülümser temiz ruhuım


Ağaçlıydım ev oldum
Dallarım kuşa yuva
Sincaplara üst yoldum
Şen şakraktı dağ ova


Hasretim verin tohum
Murada ersin ruhum


Sel götürmesin beni
Sular şarkı söylesin
Yel üfürmesin emi
Çiçeklerle söyleşin


Bir kazma ve bir tohum
Sabırsız bekler ruhum

11.Şubat 2008

Mevlüt Yanar



Erişilmez

Bir erişilmeze duyulan özlem
Ruhları ateşte tava getirir
Dünya avucunda hükümdar olur
Belki mevlasına çabuk yetirir

Mevlüt Yanar

HADİM ADININ KÖKENİ
Hadim adını Keykubad’ın valisi Kamerüddin Hadim Bey den almıştır. (Büyük Sultan Alaaddin Keykubad Hadim Ermenek üzerinden Silifke’ye ordu yürütüp bölgeyi Ermenilerden temizleyince Kamerüddin Hadim Lala yı yöreye yönetici yapmış, onun başarılı yönetimi bahsedilen yerlerin Hadimeli olarak adlandırılmasını sağlamıştır.

Konuyla ilgili makalem Hadimin sesi gazetesinde 1994 te yayımlanmıştı. Bu konuda ipucu bilgileri Prof Osman Turan ın “Selçuklular Zamanında Türkiye” adlı eserinde bulunmaktadır.) Selçuklu sonrası Hadim İli Karaman Beyliğinin vatanı olunca İklim-i Karamanın bir parçası olmuş ve önemini yitirmiştir. Ancak idari birim olarak Merkezi bazen Pillonda (Taşkent-Pirlerkondu-Philedelfia…), bazen Hadim olmak üzere varlığını sürdürmüştür. 18.Yüzyılda Ebu Said Muhammed Hadimi’nin ülke çapında bilim ve tasavvuf adamı olarak ünlenmesi Hadim’i de Osmanlı Ülkesinde hatırı sayılır konuma yükseltmiştir. Zaman zaman Karaman ilçesine bağlanan Hadim 1926 da Hakettiği ilçelik ünvanını tekrar kazanmıştır.

http://www.gezlevi.com/2014/01/hadim-adinin-kokeni-hadim-nedir-nedemek/
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=