DEVRENT--- Taih Olacak Tarihi DuvarYeni sayfanın başlığı
     iletişim
     Gezlevi'de Kullanılan Farklı Kelimeler
     Gezlevi Tarihi ve Coğrafyası
     Mevlüt Yanar Şiirleri
     Oğuzname ve Gezlevi'de Bu gün Kullanılan Atasözleri
     Sağlık-Beslenme Sayfası
     M Yanar Hikayeleri
     Aşık Ömer
     Büyük Şairlerden
     Molla Mustafa,Sadrettin Kütükçü,Helim Mehmet,S.Kılınçer
     Nüfus
     iki İdam İki Şehit
     Gezlevi İçin Gerekli
     Bağcılık
     Laiklikle İlgili Düşünceler
     SEÇİM-MAHALLİ İDARELER
     Mantarlar
     KİRAZ HAK: HERŞEY
     Aladağ-Yerköprü
     Toktamış ATEŞ
     sosyal devlet
     Nürnberg'i Hatırladım
     coğrafya soruları
     Gezlevi'de Eski Ramazanlar
     fakılar-holuslar
     Denizden Yaylalara
     KOP ve Karayolu Yatırımlarında Durum
     M.Kemal Kronolojisi
     Kürt Meselesine Newsweek Yaklaşımı
     Zorunlu Askerlik
     Kahramanlar-Kitap
     M. Kemal, Milli Mücadele’ye niye daha geç katılıyor?
     Anasayfa Aktarmaları
     Almanca Cevaplar
     inşaat davaları
     Mahkeme Dilekçe Örnekleri
     Mehmet Acar-Yatırımlar
     Kınalıade Ali
     HZ İSA nın Vefatı
     Kamulaştırma Kanunu
     KURU KİRAZ
     yörük
     Yörük 2
     yörük 3
     yörük 4
     Yörük İskanı
     gezlevi tarihine ilave
     Hadim Meteorolojik Verileri
     19 Mayıs ABD Askeri
     Ermeni katliamı
     Milletvekili Maaş Kıyaslaması
     bel kayması
     Saanen Keçileri
     Irbık Ülüğü hikaye
     Anasayfa Aktarması mart 2012
     anasayfa Aktarma mart 2012
     astım
     M. Kemalin 24 Nisan Meclis açış konuşması
     Aydınlı Aşireti Özelliklerinden
     SULAMA PROJESİ
     Thresi-Yasemin
     sarıçavuş
     Kalorifer
     Eğri Göl-Hasan SayındanYeni sayfanın başlığı
     Molla Mustafa
     Vefat Şiirleri
     Orhan Deresi
     19 0cak anasayfa aktarması 2015
     ilgili siteler
     Her Yönüyle Korualan---Bilal Erdek
     Anasayfa aktarmaları haziran 2016
     Dilekçe örneği
     vazgeçme
     temmuz 2016 anasayfası
     FRANSIZCA..ÇALIŞMALARIM
     Rusça Çalışmaları...Ya izuçayu russki yazık
     Bozkır Barajı...Gökdere
     İnsani Gelişme Endeksine ...ülkeler
     Gezlevi'li Ali Efe.... Yüzbaşılardan
     5.6.2017 Anasayfa akatarması
     Anket Yapalım
     Link listesi
     Sayaç
     bebrikya
     mustafa özlem
     ıinsani gelişme basamakları
     ŞİİR ÇALIŞMALARI
     HADİMİ
     yeni şiirler

Kaynak gösterilmeden siteden alıntı yapılamaz.


KULYANAR - ıinsani gelişme basamakları


Gönüle gül versen ve gülüversen
Dünyası gülistan lalezar olur
Gönüle gel desen gelmeyiversen
Tüm ömrü kabristan ahuzar olur....

.21.34...9.2.2018

Türk Kadınının Sıkıntıları

Derler ki erkekler; kadınları anlamak imkansız...Öyle miyiz gerçekten anlaşılamaz mıyız?
Ben hem evet hem hayır diyorum. Aslında kadın çözülmez bilmem kaç bilinmeyenli denklem değildir. Ama geleneksel İslami-Türk kültürü öyle bir cendereye sokmuş ki Türk kadınını en modernimiz bile bu cendereden başımızı uzatıp Dünya'da kadınların mutluluğu nasıl elde edilir çabalarına destek olamıyoruz.
Bu kültürün dışına taşmış olanları ise hemen ihanet eden aydın kategorisine sokup etkisiz hale getirenlerin oyununa gelip idol olarak asla benimseyemiyoruz.
En mutlu gözüken kadınları bile analiz ettiğinizde ne sıkıntılar içinde olduğunu, yutulmayacak ne sözleri yuttuğunu,ne eylemleri sineye çektiğini görmekteyiz.
Çoğu erkek de sözle kadınların bu durumunu gözlemleyip onları mutlu kılacak çalışmalar yapılmasına destek vermeye çalıştığı halde; yetişme tarzının kendisine dayattığı formu terkedemeyerek yanındaki kadın veya kadınlara eşit ve özgürlükçü davranamamaktadır.
Ev işi bizim kültürümüzde kadına has kılınmıştır...Çamaşırhaneler,restoranlar,halı perde yıkayıcılarda bu işleri erkekler yaptığı halde; eve gelince yemek bulaşık çamaşır,temizlik işleri kadının üstüne yıkılmakta,erkek ya kahveye gezmeye gitmekte ya da kanapeye uzanıp TV izlemekte,üstelik çay ne zaman diye sual etmektedir...
Batı toplumları bu konuda epeyi mesafe almış olmasına rağmen,o ülkelerdeki yasal düzenlemelere benzer çalışmalar yapılması gerekirken. son yıllarda kadının yükünü artıran onu sadece analığa eve ve erkeğe hizmet anlayışına götürecek söylemler geliştirilmekte ve epeyi kadın tarafından bu söylemler destek görmektedir...
Kadın ve erkek sevgi,aşk,hüzün,sevinç vesaire gibi duygularda eşit olamazmış gibi, kadın hep bu tür duygularını içe atıp kimseye hissettirmeme çabası içinde bırakılmıştır
Evlenme boşanma konularında iyileştirmeler yapılmış olmasına rağmen, hala bu alan kadın üzerinde ağır bir baskı oluşturmakta, devlet görevlileri bile yasaların tanıdığı özgürlükleri kadının kullanması konusunda yardımcı olamamakta,hatta kasten olmamaktadır.
Bir genç hanım arkadaşla konuyu değerlendiriken ilginç bri öneriyle karşılaştım. Dşyordu ki; "Mutlu veya mutsuz gözüksün her aile periyodik olarak psikolojik ve pisikiyatrik değerlendirmelerden geçirilmeli,ilişkiler rehabilite edilmeli,iyileştirilemeyeceklere kılavuzluk edilerek sorunsuz çözülmelere imkan sağlanmalı ve içinde bulundukları sevgisiz hem fiziki hem ruhsal cendereden azad edilmeleri sağlanmalıdır".
Hatta daha ileri boyutta düşünülerek, evliliklerin ömür boyu sürdürülmesi konusunda ki mahalle baskısının kültürel çerçevede engellenmesi çalışmalarına başlanmalıdır. Nasıl beğenilmeyenin iadesi defoluların iadesi bazı hallerde mümkünse defolu ve beğenilmeyen kişiliklerle birlikte olunmaya erkek veya kadın ikisi de zorlanmamalıdır. İkiliden birinde böyle bir kaygu varsa ve çözümsüzse; o ikili hemen çözülmelidir...
Şaşırdım..Düşündüm...
Kurani islamın anlaşılması temel insan haklarına saygının üst düzeye çıkarılması,cins ayrımcılığının yok edilmesi,hem kadına hem erkeğe duygu boşluklarının hayatın sonu olmadığının kavratılması,özellikle ev hanımlarına katılabilecekleri yoğun sosyal çalışma imkanları sunulmasıyla depresyon ihtimalinin yok edilmesi sağlanması bu konuda ileri adımları oluşturabilecektir.
Ayrıca batı ülkelerinde ki aile ilişkileri önyargıdan uzak olarak değerlendirilmeli ve yararlanılmalıdır...
Unutulmamalı ki; mutsuz ailelerden oluşan toplumların ülkeleri asla mutlu refah ülkeleri olamazlar...Kalkınmış batı toplumlarına yani refahın herkese yayıldığı toplumlara bakın bu açıkça görülecektir.

.. Bu deneme çalışmam üzerinde kafa yormaya devam edeceğim..9,2.2018...

Ne güzelsin çiçek gibi ay gibi...kirpiklerin canıma ok kaslarinsa yay gibi...senden ayri yasamayi sorma sen... dünden kalmış çok acımış çay gibi..kadın perilerin kıskandığı güzel sen misin
ülke göllerine berraklığı veren ten misin
Ta ikonialıların andığı Keleneialıların tanıdığı tanrıça

Yanmış kavrulmuş gönüllere meltemce esen misin
Bebrikyalı güzel çok hoştu bugün
Eğildi kulağıma sıcak nefesiyle
Beni sev dedi

Gönlüm şaşırıp kaldı aklım birden ufaldı
Kollarım ve ellerim nasıl tutulup kaldı
Aldıysa muradını
Sade kulağım aldı

Duymak için yeniden 
Beklerim yıllar boyu
O büyülü sesini
Ve sıcak nefesini

güzel bugün çok hoştu 
Sevgisi bugün coştu
22.2.2018

Hayat
Gözünü yumduğunda uyumadan
Önem verdiklerin sıralanırlar
Kimine gülümsersin 
Kimine geç geç dersin
Uyumadan başın yastıkta
Sevdalarını hatırlarsın bazen kırdığın kalplerle kırılır
Yorduğun gönüllerle yorulursun
Sana ömür verenlere 
Sana siper olanlara
Gölgenin ayazı dokunur üşütürsün
Sen de üşürsün bilmezler üşüdüğünü

Kırlangıç gibi tünersin sonra
Haziranın gelmesine hasretsin
Üstüne üstüne kar yağar
Hem açsın hem de muhtaç
Hele sevenin yoktur
Yarana yoktur sürecek ilaç
Oysa kırlangıçlar saçaktan uçar
Sen kendinden kaçarsın kendinden kaçar
Dünyanın kirleri san ki sendedir
Senin kalbin Dünya'ya mı bendedir

Başını yastığa koyduğun zaman
Uyku kafdağının arkasındadır
Sen de koşar adım hayal peşinde
O hatasızlık markasındadır
Göklere bakınsa yağmurlar iner
Mazlumlara baksa acılar diner
Başını yastığa koyduğu zaman
Uykuyla birlikte korkular siner
Karanlık sokağın köşelerinde

Farketmedin işte doğdun hayata
Upuzun uzanmış sade nefes var
Kabus kaldı artık uyanıklıkta
Uyku yarım ölüm onda hayat var
Uyku yarım ölüm korkular öldü
Oysa özlemindi yemyeşil göldü
Düşünün içinde yine o güldü
Düşünün içine hasretin geldi
Sonra birden yağdı gökten körduman
Başın duman içi yolu şaşırdı
Ayağın ülkeyin ayaklarıdır
Yatağın ellerin kayaklarıdır

Ne gördün ne dedin sen de bilmedin
Kendini çağırdın kendin gelmedin
Ruhun çoktan çökmüş sense ölmedin
Hala gergeflerde gül olayım der
Hala yanıp yanıp kül olayım der
Bıkmadan dağlara istersin çıkmak
Gözeden fışkırıp berrakça akmak
Başını yastığa koyduğun zaman
Seyrettiklerinde hiç sıra yoktur
Kaşları yay bildin kirpikler oktur
Sokulsan yorganın sıcaklığına
Uykuya uyansan ve sayıklasan
Dertlerini saysan ve ayıklasan

Kimse duymaz bilmez rahat rahat say
Sonuç hangi yıldır yolun hangi ay

sayıklama...22.şubat 2018

Unutmak
Galiba zorunlu bir unutuş beklemekte kapımda
Her gece vurmakta uyuduğumda
Çok ta mutluydum aslında 
Çok da mutluydum

Galiba zorunlu bir unutuş beklemekte kapımda
Ve kendimi de unutacağım
Yoksa

Ne de güzel olacak hayatım
Beynimde ben yok artık
Ne dostum kalacak ne de düşmanım

Çıkmaz bir sokakmış ya ömür
Herkes sonuna kadar gitmekte
Bilen yok nasıl dönülür

Eğer bilmesem kahverengi ıslanacak
Ne unutuş ne ömür umrumdaydı
Artık her şey ikili yaşanacak

Dudaklardaki bir gülümseme 
Varsın buruk olsun
Huzur verecek bana

Çiçekler açacak ya da
Mutfakta çay kukusu
Güneş alan balkonda 
Elinde çay bardağı

O bilecek ben bileceğim
Zorunlu bir unutuş ne kadar gereklidir
Üzülmeye hacet yok ki

İki hayat birbirine eklidir
Mutlaka gereklidir zorunlu bir unutuş

23.02.2018...06.30
Takdir ederim canı sözünün tam eridir
Bana düşense sade saygıyı artırmaktır
Haşa...demiyorum ki hatalardan beridir
Gönlüne eza eden kaygıyı attırmaktır

Kutlarım ve kutlarım sana yakışan budur
Letafette rakibin billur akışan sudur
Tamamen unutulmak yegane korkusudur
Bekleme serasına yaygıyı attırmaktır

23.02.2018....22.20...
Terapinin en kolay en iyi metodlarından birisi duygularını boşaltmak,kalbinde ki ruhunda ki ağırlıkları değerli veya değersiz nesire veya nazıma aktarmaktır. Günün bir dilimini ayırdığın zaman kendine terapi uygulamışsın demektir.
Ancak aşık öyle bir kişidir ki asla içindeki sıkıntıyı yok etmek istemez.O sıkıntısıyla vardır. Sıkıntı veya dert onun kendisidir.
Bu durumu en iyi ifade eden Fuzuli'dir. "Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib--- Kılma derman kim helakim zehr-i dermanındadır." derken bu duygunun zirvesini kelimelerle ifade etmiştir..
Öyle ya aşk veya karasevdayla haşır neşir olmuş birisine antidepresanları yuttursan veya saatlerce tedavi seansları uygulasan sonuç alabilir misin..Alırsın...Nasıl... uyuşturulmuş sevdiğinin adı unutturulmuş yaşayan bir beden ama ölü bir ruh...
Öyleyse doğrusu nedir,ne yapılmalıdır?
Edebiyat dersleri verilmeli...
Yazmaları teşvik edilmeli,desteklenmelidir ki ...Onun verdiği eserler ömründe aşkı küçücük yaşamışlara bile bir gülümseme,bir ben de aşıktım bir zamanlar duygusu yaşatmalıdır.
İşte bu gülümseme ve bende sevmiştim duygusu yaşamanın özetidir ve mutluluğun üst noktasıdır..Bak işte sabah olmuş. Az sonra ezanlar haykıracak;"Tanrı Uludur,Tanrı Uludur." Kendini mü'min addedenler doğrulacaklar yataklarından...Ne Tanrıdan haberlidirler,ne kendilerinden...Alışılmış ritüellerini gerçekleştirmek üzere el yüz kol yıkanacak,cami yolu tutulacak,kıyam ruku secde yapılacak ve mutlulukla eve dönülecek...Besmele ne demekte,Fatiha neyi emretmekte farkedilmeyecek. Alışkanlıklar aynen tekrarlanacak...
Benim alışkanlığım daha doğrusu uykum kaçtığında yaptığım,bir selam bulma umuduyla Komputerimi kucaklamaktır..
Artık ne hayırlı sabah dileyenim ne de "Günaydın" diyenim var.Bu kelimeyi anlaşmayla yasakladık...
Ama şikayetçiyim ben aşkımdan. Galiba kendimi "aşığım" diye kandırıyorum. Aşık benim bildiğim yemez içmez sevdiğinin adından başka kelime bilmez,uyanıkken ve uyurken sürekli cananıyla birliktedir.
Oysa ben acıkıyorum susuyorum. Yiyorum içiyorum. Hadi uyanıkken onsuz değilim ama; insan onca gecedir rüyasında nasıl ondan ayrı kalır. Nasıl rüyasında ellerinden tutup da gözlerini sevgiyle okumaz?...Nasıl saçlarını doyasıya koklamaz?
Nasıl,nasıl adını sayıklamaz?
Günaydın diyenim yokmuş...Eğer sen gerçek aşık olsaydın,onu içine kalbine ruhuna gönlüne kazısaydın, Eğer sen kendini onda yoketseydin...Günaydından çok neyin olurdu ki..Düşünceleriniz karıştığı için farkedemezdin bile Günaydın sözcüğünü kim söylemekte... Canınla,..canın içiçe olduğundan farkedemezdin konuşan dil kimin dili...Çünkü sen o sun o sen...
Hatta sen kelimesi silinmiştir lügatlerden...Ben kelimesi yoktur. Can vardır oda ..canda kaybolmuştur...
Her varlık her düşünce şimdi sadece ..candır. Gazeteler tek kelime yazmakta, tvler tek kelime konuşmaktadır. Belki onlar eskisi gibi konuşmaktadırlar da ben sadece tek kelime duymaktayım okumaktayım...
Ekmeğin adı o suyun adı o dur...
Eğer sen gerçekten sevseydin; ne yazacak dermanın ne de gözlerinin feri kalırdı imla yanlışlarını düzeltecek...
Hadi gayretini artır artık...Güneşin o yıldızın o,kahvaltın o,şarkın o,hayatın o olsun...
Artık ben yokum.Ben oyum.
Şimdi da uyurla uyanıklık arasındayım
Kalkacağım az sonra bakacağım aypete..
Okuyunca şaşıracağım,çok sevineceğim...Sonra bir tuhaf hissedeceğim kendimi...
Acaba aklını mı yitirdi diyeceğim...Bu soruyu kendi canıma soracağım...Kendi ..canıma...
0639
bıraktım...Kalktım...Yüzümü bari yıkayım...İnşaallah namazımı kılarım...
Günaydın derim sana ey gönlü aydın
Dünyamı aydınlat ve esenlik ver
Bu gün güneşimsin dünümde aydın

Uzat ellerini çiçeklerden derKumral saçlarına bir çiçek taksam
Tasviri mümkün mü o güzelliğin
Günlerce düşünüp mısra arasam
Aczi sırıtmaz mı o cümleciğin

Ellerim okşasa parmak tarasa
Gönlüm arasında gönül arasa
Saçının her teli aşka pınarsa
Doyulmaz tadına asla içmenin

Sonra eğilsem de yüzüne baksam
Gözlerimden çıkıp gözüne aksam
Usulca sarılıp göğsüne yatsam
Kalbime karışsa sesi kalbinin

01.03.2018...01.20
Sana güzel sözler bulmaya çalışıyorum ya
Yokmuş bu lügatlerde
Yeni bir dil kurmam gerekecek
Senle başlayacak senle bitecek

Senle yürüyecek senle gülecek
Dönüp dönüp arkaya
Bana gel gel diyecek
Gecelerde

Yeni bir dil kurmam gerekecek
Senle başlayacak senle bitecek...

2.3.18....01.55
işte tam şimdi güldün
görüyorum
gamzelerin nasıl güzelleştirdi yüzünü
yeniden vuruldum

işte tam şimdi sordun
sen nasılsın efendim
sesin o kadar tatlıydı ki
bal damlıyordu dilinden

kulaklarıma doldurdum

işte tam şimdi uzattın ellerini
ince belinden kavradın
Götürdün dudağına bardağını
Ben de bardak olaydım

işte tam şimdi telefonuna baktın
özlemiştin arkadaşını
ve de hemen kapattın
haklıydın

işte tam şimdi yazmayı bıraktım
röntgencilik ayıp bir şey ya
ceza verdim kendime
yorganı çekip yattım

beklemek ne güzel şeymiş meğer
hiç canım sıkılmamakta
sadece beklemek yaşamaya değer be
gerçekten değer

20.43...2.3.2018...
Bu gece de görmedim düşümde
Ne saçlarını okşadım ne tuttum ellerinden
Ne bir sıcak nefes vardı göğsümde
Kararlıyım uyumayacağım artık ben
532018....0700
bir kaç kelime deme
bir kaç dünya idi o
değerdi bir kaç ömre
bir kısa zaman değil yo yo
cemre düşürür gönle.....
532018...18408 Mart
 

gel dedim uzaklara gidelim
geldi
kucakladım sımsıkı onu ruhuma sardım
o bana hayat veren ben ona sadık yardım

sabahın rüzgarına el ettik geldi hemen
biz iki yokuz gördün ve anladın sen
hadi bizi de götür gittiğin diyarlara
aşıkların yarini öptüğü diyarlara

gözlerini kırparak haydi atlayın dedi
aşkımın ayağına kanatlarını serdi

bindik ve esti birden bir fırtınaya döndü
az sonra minareler şehir boğaz göründü
inmek ister misiniz aşıklar şehri bura
bırakıyorum sizi hüzünlü Mihrimah'a

devamedecek...şimdi ben nasıl düşünmem onu
şimdi o beni düşünmekte ve gülümsemekte
şimdi ben başka bulamam konu
şimdi o beni görüyor ben onu görüyorum aşda ekmekte....

1132018....2030...
ne kadar karmaşıktır dalgalar ve ne kadar anlaşılmaz
ne kadar aşıktır dalgalar ve ne kadar aşılmaz
ne kadar şıktır dalgalar ve ne kadar şaşılmaz
ben ve sevdiceğim dalgalara benzeriz
rüzgarlarla beraber gezmelerdeyiz

mevsimleri yaşadık ve hala yaşıyoruz
hergün bir haftayı bir ayı aşıyoruz
ve de hayatla anlaşıyoruz
ben ve sevdiceğim takvimlere yaprağız
eminim ki aşk doğuran toprağız

ben ve sevdiceğim bu dünyayı süsleriz
herkesle barışığız kadereyse küsleriz

12032018....2210...
Uykuda olduğunu bilmek ne güzel sevdiğinin
Ne güzel saçları dağılmış yastığına
Gülleri açıktır burcu burcu tütmekte cennetinin
Belki can üflemekte bağrına bastığına

Şöyle usulca süzülüp de yanına
gözlerini kapatıp ve seyretmeli
bir belirsiz buse koyup yanağına
sonra usul usul gitmeli

Uzanıp ta uzaklarda sırtüstü
yıldızlarda aramalı sesini
umursama şu barıştı bu küstü
aç göğsünü kucakla nefesini

23032018...0204....
..
uykuda mısın sevgili yarim 
uyan uyan der ya türkü
ben uyu uyu derim
cismin ruhun
dinlensin sevgilim

sonra uyanıver gözlerini kırparak
yüzünü ben yıkayım
gamzelerin üstüne 
öpücük kondurayım

ve daha daha sonra
uykuların geldiğinde
seni kucaklayarak
birlikte uyuyayım

12032018....0330...tekraren 0815...
sadece seni görsem sadece seni duysam
yaşamak budur derim mutluluk budur derim
sabahıma sen doğsan seninle gelse akşam
gece yalnızlığında sende kalsa ellerim

13032018...0640...
rüyalardan artık ümidi kestim
bari uyanıkken göreyim dedim
bad-ı sabah oldum hafifçe estim
yare pencereden varayım dedim

saçları uçuştu gördüm yüzünü
dudağına hemen ereyim dedim
dinledim duymadım tatlı sözünü
dilimle diline sorayım dedim

ah neler söyledi kelime bilmez
gönlüme manayı sorayım dedim
ömür bu lezzeti katiyen silmez
işte bu noktada durayım dedim

14032018....0750...
Bildim artık küsüp gitmişsin uzaklara
Bu kadar mı acıydı yaşadıkların
Yirmi yıl soluduğun havanın hatırına
Neden dönmedin cumhuriyet 35 noya
Oysa ne kadar dayanıklıydın

Örnek insandın örnek öğretmen
Babasızlığı yudum yudum hissetmen
"Hani ey gözlerim ağlamayacaktın" 
Değil miydi hayat felsefen
"O öksüz tavrını takmayacaktın"

Ne yaptın Karabük söylesene
Öyle masum bakışa nasıl karşılık verdin
Sımsıcak nefes üşüdü mü nerede
Ya sen ey gizlilik neredesin nerdeydin
"Bir alev halinde düştün elime"

Teselliye ne kadar muhtaç sonbahar ayları
Hep hüzünlü şarkılar söyler
Şimdi sen olsaydın göl kenarında
"Ya sevmeyi bilmedin" ya da
Aşamazsın karlı karlı dağları

Eğer bir köşeden bir ses burdayım derse
Bak bu mısra bile hemen gülümsemekte
Yazmak ne muazzam bir aşktır
Uçup gitmekte su gibi melankoli
Ve "cevizin yaprağı dal arasında"

Ve şimdi çok mutluyum
Belki ölmüşsündür ve ruhun huzurda
Nefes alıyorsan veya aldığın nefes
Bana ulaşacak elbette
Ve hapsedeceğim ciğerlerimde

Sen de döngel ne olur birazcık geçmişine
Seni çağıran sese kırgın olabilirsin
Bağışlamayı dene
Çok iyi biliyorsun o tarih çalışır
Aşktan bahsedilse bile

24.01.2018....konya...
bilgisayar cevizin yaprağını çalarken...
Bu akşam yoksun ya ey sevdiğim
Sözümü dinlemiyor arar durur gözlerim
Ne bir yıldız var ne de ay var ufukta
Karanlıkta yitip gider sözlerim

Gülüyorsun bilirim bahardır çiçek açtın
Gidiyorsun bilirim doğaya kucak açtın
Geziyorsun bilirim bu hayale muhtaçtın
Karanlıkta el şakakta ben de seni gözlerim

Sen yoksun ya sanki alemde yoktur
Sen yoksun ya kağıt kalemde yoktur
Sen yoksun ya nergis lalemde yoktur
Saçlarının kokusunu özlerim

İşte sana böyle tutkun olmuşum
Hayalinle başıma dek dolmuşum
Bir saatlik ayrılıkla solmuşum
Ciğerimi aşkın ile közlerim

17032018...2240....
beklemek güzel kelime ve güzel eylemsizlik
sadece sensizlik zor
ümitle arkadaşlar ya başı da bu yüzden dik
belirsizliğin rengi mor

emsizlik becerememek düşünceleri
önceleri güvensen de kendine
şimdilerde gidemezsin ileri
deneme

hani zaten bırakmıştın saatleri kurmayı
şafakta kalkıp gurubta yatacaktın
aklın da devre dışı kalmalı
hayata mutluluk katacaktın

bu gece boş idim şiirlerinden olsun...21032018....00.03.
anladım yatağa düştü o
kolları uzanmıyor mecalsiz
düşüncesinde umarım ben varım

bir öpücük kondursaydım alnına 
okşayıp yanaklarını terlerini silseydim
gülümserdi mutlaka ve ben de gülümserdim

canım ciğerim aklım yüreğim
n'olur uykuya dal şimdi
ben sessizce geleyim

0031...ikoniao yarin dudaklarında gülümseme
gözlerinde mutluluklar
beni hayata bağlar

hele zihninden geçenler
düne güne yarına dair
bana yolu gösterir

bazen söyleyemez bazen yazamaz
gönlünden taşar sevgi
bende malumdur rengi

bazen çok uzaktır bazen benden de yakın
kalbimden bakar gözleri
dilimdedir sözleri

mesafe anlamsızdır hem ona hem de bana
uzatsam kollarımı anında kucaklarım
ben onun yarısıyım o benim canım yüreğim yarım

22032018....0810 ...
.
biliyorum onu mutlu umutlu
gözlerinden sevgi merhamet doğar
her günü her anı kutlu mu kutlu
gönlüne dünyaca sevdalar sığar

aşığın yaşama sevinci bilin
onun dudağından dilinden yağar

23032018....2010...
..yatmak istemiyorum belki duyamam diye

hediye oldu bana beklemek sevdamdan
gönlümde gülücükler gülememekte
ikna olamadılar açıklamamdan

oysa yanılmıyorsam fırsat kollamakta
ya da ben öyle sanmaktayım
hayır sakın haksızlık etme
sık sık telefona bakmakta

nasıl sevdiğinin kefiliyim ben 
biran ben beni kaybetsem
ta ordan uzanır tutar ellerimden
kucağında uyutur uyuyabilsem

o beni aradı o beni sordu
söylemese bile hayatı zordu
ben onu ararken o beni gördü
onun sevgisine canımı versem

ve işte aradı sevgilim canım
nasıl kıpırdadı kaynadı kanım
hayatımı bakışına bağladım
gülümsemesiyle sağım ve varım

kaşlar çatılırsa...ölümü arzularım

24-25032018.....2345...0110...

................................................
...............................................

bildin mi ey dünya bir yirmi altı mart bugün
tam altmış bir yıl sonra
saçlarını kendi elleriyle taramada
kalbinin bir köşesinde ana
bir köşesi İstanbul da

ve yakınlarda bir eş uzaklarda bir arkadaş
canını ona adamada

ve bu yeryüzü meleği kanatlarıyla
tüm sevgileri korumada

daha ne güzel günler ne yirmi altı martlar gelecek ışıl ışıl
daha ne güzel günler görecek sevgiler
sevgiler sevgililerin kucağında mışıl mışıl

daha ne güzel yirmi altı mart görecek canlar
daha çok mutluluk yağacak göklerden
özcan gülen gamzeleriyle ve gözünü kırparak
daha çok merhaba diyecek sevdiklerine...

 

26 mart 2018....1850...
item etmem asla gül yüzlü yare
Benim dilim ona kıyabilir mi
O benden kıymetli benim içimde
Onu benden gayri sayabilir mi

Unutmadı beni ve düşünmede
İsmimi kör rafa koyabilir mi

27032018...2125...
Ey gözlerini sevdiğim güzelim
Ey sözlerini dinlediğim
Ey benim yüreğim

Tut şimdi n'olursun elimi
Gülümseyerek sor bana
Hayalimize yürüyelim mi

Üşürsen sarıl bana

30032018....01.55
Ben seni sevmeye gönül yetiremem
Övmeye de yetmiyor dilim 
Canımı sunmak dilerim getiremem
Sönünceye dek ruh kandilim

Kul olma umudumu bitiremem

oo59...03042018...
düşümü ayıkken göreyim
uyku sarhoşluğu neyime
saçlarını aşk burgusu öreyim
dilinden de bir pay olsun dilime

şöyle ben de uzanayım yanına
örtüyü benim de üstüme çek
sağ kolumu yastık eyle canına
sol elime gülistandan birçiçek

nabız koşsun kalsın nefes nefese
şöyle beni sımsıkı bir sarıver
kulağım hasretteydi bu tatlı sese
beni çok sev haydi okşa deyiver...

3042018.....0750....ila ...2155...
a
sen ne ulaşılmaz ne yüce aşksın
güneşsin dünyasın ışıksın şavksın
bırak ateşinde yanıp pişeyim
ruhuma yük olan bedenim kalksın

5042018...0118...
bir kaç kelam etmeden uyumak olmaz canım
yoksa uyutmaz beni şu sevda hem dondurur hem yakar
zaten senden ayrılmaz bütünüyle sol yanım
bıraksam sana koşar düz yokuş demez akar

kahve gözlüm güleç yüzlüm bal sözlüm
zindanıma güneşleri katanım
öyle inanmışım ki sanki sen benim sözlüm
yıllar yarın olmuş ben seninle yatanım

6042018...01
Nasılda güzeldi nasıl tatliydı. Sanki ballar emdim gül goncasindan. Girdim bahçesine ıslak sıcaktı. İçimden tüm aşkım canana aktı. çok mutluluk aldımöptüm dudaktan. Gözleri gözüme ne baygın baktı...Ve kavuşur insan bedenine
Evine
İçi huzur ve güven dolu
Sevdiklerine

Hele karanlık basınca yemekten sonra
Çekilir köşesine
Bir eşine bakar
Bir yüreğinin sesine

Bazen böyledir hayat
Sevgiler çatallıdır
Kararlar ikircikli
Ve düşünme bırakılır

Kucak açınca yorgan
Gecenin yarısında
Kollardır boyna dolanan
İki birin aynasında

Huzur ve mutluluk uçan kuş gibi bazen
Dalında bakarsın günlerce şakır
Bazen bir doğan kapar
Bazen gözleri kapanır

İhtimaller sonsuza dek uzanır
Oranına bakma sen
Bazen tek bilet kazanır
Umuda güvensen

Hayat mutad devam edecek
Mutfak penceresinde güneş
Bir güzele gülecek
Güzel gülümseyecek hayalindekine

Ve uzayacak bitmeyecek mısralar
Ne kalemler bitecek ne dolacak ekranlar
Uzaklarda bekleşenler de mutlu
Bilinenin söylenenin aksine

....duygularıyla yaşıyorlar ve yaşayacaklar....

14042018...2005...
Ve benim sevgilim seyyahtır bilesiniz
Kahve gözlerini çevirdimi uzaklara
Gitme diyemezsiniz
Evini bazen mahpus sanmaktadır belki de
Nereden nasıl bileceğiz

Sık sık hazırlar çantasını ve sağ eliyle sürükler
Her gittiği yerde onu sevenleri bekler
Bazen bir çift göz gözlemektedir onu
Bazen denizler göller çeşmeler
Köpekler kediler martılar ve daha bilmem kimler neler

Küçük adımlarla öyle hızlı yürür ki
Kıskanır gerçekten kelebekler
Kim indi yeryüzüne yürüyen kim...
Sorarlar birbirlerine melekler
Melek değilse neci ki

Ve benim sevgilim seyyahtır bilesiniz
Estergon'a konar birgün
Ve bir gün turnalarla Mardin'e
Yare selam götürmeye
Yar nerdedir bilemeyiz

Bazen bir dolmuşta sevgiliyle diz dize
Veya otobüste el ele
Şarkıları dolanır göklerde
Sevgileri dönüşür çiçeklere
Güzellikleri paylaşır sizle bizle

Ve benim sevgilim seyyahtır bilesiniz
Ve yolu bir gün bana da düşecek
Ve ben o gün ya gül olurum ya bülbül
Veya sümbül olurum göğsüne takar
Belki insan kalırım da sımsıkı kucaklar

17042018....1930 

 
 
Beğen
 

İşte şimdi bir daha baktım
Gözlüğün arkasında saklanmış yine
Oysa leylaklardan daha güzeldi gözleri
Ve elini eliyle tutmuş

Nasılda güzel gülümsemekte
Leylak çiçekleri kıskanacaklar
İnce ekose ceket de yakışmış sabaha
Saçları da şafakta bulutmuş

Ben bakınca bu resme
Gece yarısı da olsa bir bahar sabahı yaşarım
İçimden kaçar gider evhamlar
Erimiş kar suları gibi coşarım

İyi ki de saklanmış gözlüğün arkasına
Yoksa çok daha hızlı erir
Sel olur basardım vadileri
İyi ki de gizlenmiş gözlerde ki enerji

Büyük insan vesselam sevgilim
Her yaptığı her duruşu hikmetli
Şimdi kızar o bana ama
Durup duruken yalan mı söylemeli

Böyle leylaklar ve mor salkımlar yanında dururken
Sessizce yaklaşıp ardından
Saçlarına üflemeli
Geriye döner ya o zaman 
Hemen hemen öpmeli

20042018...0100....

yaaa
Öteki remi var ya
Çay bardağı elinde
O bildiğimiz yerde

Bana bakıp güler ya
Mutlu görmek ne güzel
Dişleri bana özel

Bu resim hayalimde
Uyumalıyım ben de
Ve belki de düşümde

Otururuz birlikte
O bildiğimiz yerde
Gözlerimiz öpüşür
Dudaklarsa gülüşür...

01.11benim yarim memleketi gezmekte
tecessüsle bilgileri dermekte
şehirlere müzelere ermekte 
gönlünde de ben olmayı dilerim

gözlerinden mutluluğu okudum
saçlarından kalp kafesi dokudum
kim derdi ki ben yanında yok idim
öyle bilsem hayatımı silerim...

23 nisan 2018 083024 Nisan, 21:48
 

ah ah bu kaçıncı ey zalim kaçıncı bu
uzak dur demedim mi yarimden uzak dur
neden yine onun hanesindesin niye titremekte o
niye çiçeklerini okşamasına izin vermedin
niye yorgan altında yarin kokusu
niye mutfakta kahkaha yoktur
niye buram buram terlemekte o

neden yerine vekil bul demedin
gerçekten hastasın sen gerçek bir hastalıksın
veya neden önce bana gelmedin
o hasta olmasın da şu canım çıksın
Ne istedin de vermedim

sen zalimsin hainsin kalleşsin hem de tam saçmalıksınHasretimden kahve gözlü sevgiliye
O uzaklarda diye
Kahvem hep masamda benim

Sabahtan akşama içerimYağmur yağıyor ağaçlar daha yeşil Damlalar kayıyor camdan ruhumu ıslatıyor. Sesini dinliyorum. Sabır sevgi aşk diyor...Utanmak,aşktan büyük değil ama... Saklanacak yer ararsın sevdiğinden...bir alev halinde düştü kalbime
ayrılmalıyız artık şarkısı
derman bulunmaz derdime

taptım sana çok sevdim hep böyle kalacağım
mutlu hayatına ben uzaktan bakacağım

o kahve gözlerine ulaşacak gözlerim
o güzel ellerine kavuşacak ellerim
gönlümün değişecek kesinlikle şarkısı

ya ağacın altında ya deniz kenarında
buluşacağız kesin mutluluk diyarında..

4052018...0800






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

GAM YÜKLERİ İLE YÜKÜMÜZ TUTTUK

Aşık ÖMERden

Gam yükleri ile yükümüz tuttuk
Hicran katarının kervanıyız biz
Feleğin ağusun aşında bulduk
Mihnet tekkesinin mihmanıyız biz

Hakikat yolunu tutmuş gideriz
Kemlik edenlere iy'lik ederiz
Hazret-i Hüda'nın emrin tutarız
Rah-ı hakikatın rehvanıyız biz

Ey Ömer aşk ile irfan yoluyuz
Serv-i tubaların servi dalıyız
Bizi sevenlerin biz de kuluyuz
Sevmiyenin şah ü hakanıyız biz

Bağrıma Ekin Tohum

Bağrıma ekin tohum
Yeşersin sakin ruhum


Milyonlarca yıl ben de
Yemyeşildim mutluydum
Canlılar gezdi tende
Sevgiliydim kutluydum


Bana ekseniz tohum
Gülümser temiz ruhuım


Ağaçlıydım ev oldum
Dallarım kuşa yuva
Sincaplara üst yoldum
Şen şakraktı dağ ova


Hasretim verin tohum
Murada ersin ruhum


Sel götürmesin beni
Sular şarkı söylesin
Yel üfürmesin emi
Çiçeklerle söyleşin


Bir kazma ve bir tohum
Sabırsız bekler ruhum

11.Şubat 2008

Mevlüt Yanar



Erişilmez

Bir erişilmeze duyulan özlem
Ruhları ateşte tava getirir
Dünya avucunda hükümdar olur
Belki mevlasına çabuk yetirir

Mevlüt Yanar

HADİM ADININ KÖKENİ
Hadim adını Keykubad’ın valisi Kamerüddin Hadim Bey den almıştır. (Büyük Sultan Alaaddin Keykubad Hadim Ermenek üzerinden Silifke’ye ordu yürütüp bölgeyi Ermenilerden temizleyince Kamerüddin Hadim Lala yı yöreye yönetici yapmış, onun başarılı yönetimi bahsedilen yerlerin Hadimeli olarak adlandırılmasını sağlamıştır.

Konuyla ilgili makalem Hadimin sesi gazetesinde 1994 te yayımlanmıştı. Bu konuda ipucu bilgileri Prof Osman Turan ın “Selçuklular Zamanında Türkiye” adlı eserinde bulunmaktadır.) Selçuklu sonrası Hadim İli Karaman Beyliğinin vatanı olunca İklim-i Karamanın bir parçası olmuş ve önemini yitirmiştir. Ancak idari birim olarak Merkezi bazen Pillonda (Taşkent-Pirlerkondu-Philedelfia…), bazen Hadim olmak üzere varlığını sürdürmüştür. 18.Yüzyılda Ebu Said Muhammed Hadimi’nin ülke çapında bilim ve tasavvuf adamı olarak ünlenmesi Hadim’i de Osmanlı Ülkesinde hatırı sayılır konuma yükseltmiştir. Zaman zaman Karaman ilçesine bağlanan Hadim 1926 da Hakettiği ilçelik ünvanını tekrar kazanmıştır.

http://www.gezlevi.com/2014/01/hadim-adinin-kokeni-hadim-nedir-nedemek/
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=